92406 kayıt bulundu.
1. isim , isim , isim , isim , İstanbul iline bağlı ilçelerden biri
Özel: Evet
Telaffuz : başa'kşehir
1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Merdiveni olmayan
1. Kavağın dibine gülük yaptırdım / Basaksız evlere hayat yaptırdım
1. Kavağın dibine gülük yaptırdım / Basaksız evlere hayat yaptırdım
1. isim , isim , sinema , sinema , tiyatro , tiyatro , isim , isim , sinema , sinema , tiyatro , tiyatro , Başoyuncu (erkek)
1. Servet Bey onun başaktörünü de kumpanyaya almayı düşünmektedir.
1. Servet Bey onun başaktörünü de kumpanyaya almayı düşünmektedir.
Lisan : Türkçe baş + Fransızca acteur
Telaffuz : ba'şaktör
1. isim , isim , sinema , sinema , tiyatro , tiyatro , isim , isim , sinema , sinema , tiyatro , tiyatro , Başoyuncu (kadın)
Lisan : Türkçe baş + Fransızca actrice
Telaffuz : ba'şaktris
1. isim , isim , denizcilik , denizcilik , isim , isim , denizcilik , denizcilik , Gemilerde tayfa ve erlerin ön güverte altındaki koğuşları
1. Bütün tayfa, sandıklarını ve torbalarını başaltıdan güverteye taşımışlardı.
1. Bütün tayfa, sandıklarını ve torbalarını başaltıdan güverteye taşımışlardı.
Telaffuz : ba'şaltı
basamak basamak
1. isim , isim , isim , isim , Bir yere çıkarken veya bir yerden inerken basılan ve art arda gelen, birbirine belirli aralıkları olan düz yüzeylerden her biri
1. Koşarak basamaklara yürüdü, merdivenleri bir solukta çıktı.
1. Koşarak basamaklara yürüdü, merdivenleri bir solukta çıktı.
2. Derece, aşama, kerte, evre
3. mecaz , mecaz , mecaz , mecaz , Bir amaca ulaşmak için yararlanılan kişi, durum veya yer
1. Bunlar memleketin edebiyat tarihinde beni yavaş yavaş yükselten birer basamak.
1. Bunlar memleketin edebiyat tarihinde beni yavaş yavaş yükselten birer basamak.
4. matematik , matematik , matematik , matematik , Ondalık sayı sisteminde bir sayının sağdan sola doğru rakamlarının derecelerine göre her birinin bulunduğu yer, hane
1. Onlar basamağı. Yüzler basamağı.
1. Onlar basamağı. Yüzler basamağı.
5. matematik , matematik , matematik , matematik , Bir tam denklemde bulunan bilinmeyenin en yüksek kuvveti
1. zarf , zarf , zarf , zarf , Yavaş yavaş
1. Su iner yokuşlardan hep basamak basamak / Benimse alın yazım yokuşlarda susamak
1. Su iner yokuşlardan hep basamak basamak / Benimse alın yazım yokuşlarda susamak
2. Derece derece
1. Çocuğun bitmeyen dertleriyle haşır neşir, adım adım, basamak basamak onunla birlikte bir yaşam savaşı verir.
1. Çocuğun bitmeyen dertleriyle haşır neşir, adım adım, basamak basamak onunla birlikte bir yaşam savaşı verir.
1. bir kişiyi, bir durumu bulunduğu konumdan daha yükseğine erişmek için araç olarak kullanmak
1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Basamağı olan
1. Evin üç basamaklı merdivenini çıkıp kapıyı araladı.
1. Evin üç basamaklı merdivenini çıkıp kapıyı araladı.
1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Basamağı andıran, basamağa benzeyen, basamak gibi
1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Basamağı olmayan
2. zarf , zarf , zarf , zarf , Basamak olmadan
1. Basamaksız çıkılmıyor. Üstleri karla örtülmüş basamaklardan güneşli havalara kavuşulduğunu bugün daha iyi anladım.
1. Basamaksız çıkılmıyor. Üstleri karla örtülmüş basamaklardan güneşli havalara kavuşulduğunu bugün daha iyi anladım.
1. isim , isim , isim , isim , Antrenörlerin en ustası ve deneyimlisi
Lisan : Türkçe baş + Fransızca entraîneur
Telaffuz : ba'şantrenör
1. isim , isim , isim , isim , Başantrenörcü olma durumu
2. Başantrenörcünün yaptığı iş
1. isim , isim , halk ağzında , halk ağzında , isim , isim , halk ağzında , halk ağzında , Merdivenin ayakla basılan yüzeyi
1. isim , isim , eskimiş , eskimiş , isim , isim , eskimiş , eskimiş , Göz
2. mecaz , mecaz , mecaz , mecaz , İleriyi görme, algılama yetisi
Lisan : Arapça baṣar
1. isim , isim , isim , isim , Başarabilmek işi
1. Birinci çeşit yorgunluk, insana çalışmanın tadını, başka bir işi başarabilmenin inancını verir.
1. Birinci çeşit yorgunluk, insana çalışmanın tadını, başka bir işi başarabilmenin inancını verir.
1. -i , -i , -i , -i , Başarma ihtimali veya imkânı bulunmak
2. Başarma becerisi bulunmak
1. sıfat , sıfat , eskimiş , eskimiş , sıfat , sıfat , eskimiş , eskimiş , Görme ile ilgili
Lisan : Arapça baṣarī
Telaffuz : basari:
1. isim , isim , isim , isim , Başarma işi, muvaffakiyet
1. Bu başarı, onu garip bir yolda boşluk ve yalnızlık içinde bırakmıştı.
1. Bu başarı, onu garip bir yolda boşluk ve yalnızlık içinde bırakmıştı.
1. başarmak
1. Arandığı, fikri sorulduğu, başarı kazandığı da oluyordu.
1. Arandığı, fikri sorulduğu, başarı kazandığı da oluyordu.
1. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Başarılma ihtimali veya imkânı bulunmak